Ana içeriğe atla

Yayınlar

İddia 99. Kuran'da "AŞK" kelimesi hiç geçmiyor.

Aşkı, Türkçede “çok sevmek, aşırı sevgi” manasında kullanıyoruz. Kur'an'da bu sevgi pek çok Ayette geçer; Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: “Hristiyanlarız” diyenleri bulursun. ” (Maide Suresi, 82)  Hz. Muhammed’in merhameti, müminlere olan sevgisi ve düşkünlüğü, Müslümanlar için çok güzel bir örnek oluşturur. Allah Kuran’da Hz. Muhammed’in bu üstün ahlakından şöyle bahseder: Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O’nun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir. (Tevbe Suresi, 128) Kuran’da Hz. Yahya için Allah, ”Katımız’dan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.” (Meryem Suresi, 13) der. Sevgi duyarlılığı ve temizlik mümin alametidir. Güzel Söz, İyilik, Sabır ve Merhamet Sevgiye Vesile Olur İslam’ın güzel ahlakını tüm insanlara tebliğe niyet eden birinin, o ahlakı üzerinde barındırıyor olması gerekir. Zira en güzel tebliğ örnek olmaktır. ”İyilikle
Son yayınlar

98. Nisa 23 ensesti yasaklıyor, Ahzab 50 sadece peygambere izin veriyor.

Ensest, bir kişinin annesi, babası, kardeşi, büyük annesi, büyük babası, amcası, dayısı, halası, teyzesi, torunları ile olan cinsel ilişkisidir”  Nisa 23. Ayet: ensesti yasaklar, ahzab 50. Ayet ensest'e izin vermez, ahzab 50. yette peygambere kuzenleri ile evliliği serbest yapar. Kuzenler, ensest veya Nisa 23. yette sayılan kişiler arasına girmez. Zaten ahzab 50. yette sayılan kişiler, Nisa 23. yette yasak edilmediği için, müminlere de helâldir.  Sonuç: yine boş bir iddia.

İddia 97. Hırsızlık haram ama savaşta ele geçirilenlerin yağmalanması helal. (Maide: 38), (Nisa: 24)

Daha önceki maddelerde Nisa 24. Ayeti izah etmiştim, ancak kısaca tekrar açıklayayım; Nisa 24 “yeminlerinizin sahip oldukları müstesna, tüm evli kadınlar size (evlilik maksadıyla) haram edildi”  Nisa 22. Ayetten itibaren evliliğin yasak olduğu kadınlar anlatılır. 24. yette de evli kadınlarla evliliğin yasak olduğu, ancak “yeminlerinizin sahip oldukları” denilen kadınlarla evliliğin yasak olmadığını belirtir. “yeminlerinizin sahip oldukları” dediği kişiler, ya cariyeler, ya da Mümtehine 10. yette bahsedilen muhacir kadınlardır (bkz : Ebu-s su'd ilgili ayet tefsirinde mevcuttur) her ne olursa olsun, bu kadınlarla evlilik yapılıyor. Evlilik iki tarafın rızasıyla olur. Zorla olmaz. Nur 33. yette “kızları, taşkınlığa zorlamayın” der. Bu ayet evliliğin zorla olmayacağına delildir.  Meallerde parantez içinde “harp esiri olarak” ifadesi yazılıyor, bu şekilde böyle bir yanılgı ortaya çıkıyor. Halbuki bu ayet hakkında, üstte belirttiğim gibi mülteci kadınlar olduğu da söylenmiştir. 

İddia 96. "Allah bazı ayetlerde pazarlık yapıyor."

Bir örnek vereyim; Yetişkin bir insan, çocuğuna, iyilik yapması karşılığında ona hediyeler alacağını söyler. Örneğin “oyuncağını arkadaşına verirsen, sana ileride çok daha güzel bir oyuncak alırım” dediğini düşünün. Eğer, bu iddiayı yazan ateistin mantığıyla bakacak olursak, bu yetişkin insan için “pazarlık yapıyor” deriz. Ancak normal bir mantıkla bakacak olursak, “çocuğunu iyiliğe, ödüllerle teşvik ediyor” deriz.  Şimdi örnek bir ayete bakalım; Tevbe 111- Allah, inananların canlarını ve mallarını, cennet karşılığında satın aldı.  Üstte verdiğim örneği düşünerek bakın bu ayetlere; Bir pazarlık mı? Yoksa Allah'ın iyiliğe teşvik ettiğini mi görüyorsunuz? Allah, inananları canlarını cennet karşılığında satın almış - ki, Allah yolunda canını harcamak sadece savaşmak değildir. Her bir gayret, canını Allah yolunda harcamak demektir. Savaşı ise, kendini savunmak ve mazlumları korumaktır (bakara 190, Nisa 75)- ve mallarını da cennet karşılığında satın almıştır. -ki, Allah yolunda y

İddia 95. Cinlerden bahsediyor, varlıklarına dair hiçbir bilimsel delil yok.

Cin (جن) sözlükte “gizlenen” demektir. (müfredat : جن) bu varlıklar metafizik olduğu için, varlıklarının bilimsel bir kanıtı olmaz.  Fakat bu varlıklara inanmak, dogmatik (körü körüne inanışçı) olmak değildir. Başta evrenin sistematik yapısına bakarak bir yaratıcının varlığına kanıta dayalı bir şekilde iman ediyoruz, kuranın 1400 yıl öncesinden kozmoloji doğa ve yaratılış hakkında o kadar çok konuşup bulunduğu çağın yüzlerce yanlış bilgisine rağmen günümüz bilimine zıt herhangi bir ayeti olmayan aksine isabetli ve bağdaşabilen ayetleri olan bir kitap olarak bize mucize sunuyor oluşunu baz alarak kuranın, bu yaratıcıya ait olduğuna kanıta dayalı bir şekilde iman ediyoruz. Cinlere de, kurana iman ettiğimiz için inanıyoruz. Kurana inancımız başta kanıta dayalı olduğu için, Cinlere olan inancımız da bizi dogmatik yapmıyor.

İddia 94. Bilimselliğe ters olarak her şey insan için yaratıldı mantığı var

Kur'an'da bütün evrenin ve her şeyin SADECE insan için yaratıldığına dair bir ayet yoktur. Aksine her şey her canlı için yaratılmıştır. Bu evrenin amacı insan ile sınırlı değildir. Evrenin başka bölgelerinde bilinçli canlılar olabilir. Bu düşünce Kur'an'a zıt değildir. Rad 15 "Göklerde ve yerde bulunanlar da sadece Allah için secde (itaat) ederler" Meale pek yansımıyor olsa da Ayette " مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ /men fissemevat [göklerde bulunanlar]" kısmındaki "men من" ifadesi bilinçli varlıklar için de kullanılır. Göklerde (uzayda) bulunanların da yerdekiler (dünyadakiler) gibi canlı varlıklar olduğu sonucu çıkar. 

İddia 93. Güneşin sıradan bir yıldız olduğu bilinmiyor.

İddianın mantıksız oluşuna, mantıksız bir örnek dahi bulamadım! Çünkü bir şeyi, bir sınıfa dahil edenler biziz.  Kurandaki herhangi bir ayetten, güneşin yıldızdan ayrı veya yıldız kategorisine dahil bir şey olduğu sonucu çıkmaz. O dönem insanları için, güneş ayrı, ay ayrı, yıldızlar ayrı olduğu için, kuran ayrı ayrı her birinden bahseder. Buradan güneşin yıldız olduğunu bilmiyor sonucu çıkmaz. Çünkü kuran “yıldızlar ayrı güneş ayrı bir kategori” demiyor. Anti tez olarak sunulacak Araf 54. Ayette “... Güneş, ay ve yıldızlar….” ifadesi verilebilir. Mesela burada güneş ve Ay'ın, yıldızlardan ayrı sayılması sebebiyle, ilk bakışta kuranın ayrı kategorilere koyduğunu düşünebilirsiniz. Ancak diğer ayetlere bakılırsa, bunun bir tez olmayacağını görebilirsiniz. Örneğin bakara 98. Ayette “.. Allah'a, Meleklerine, resullerine, Cebrail'e ve Mikaile düşman olursa…” Cebrail ve Mikail'in özel bir konumda olması sebebiyle, melek oldukları halde ayrı zikir edilmiştir. Halbuki onlar da